Aybala MELEK/ANKARA, (DHA)- SAVUNMA Sanayii Başkanı Haluk Görgün, "Bugün geldiğimiz noktada Türk savunma sanayisi, geçmişte sadece ithal edilen sistemlerin kullanıcılığından artık kendi özgün sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir aktöre dönüşmüştür" dedi.
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, İletişim Başkanlığı'nda düzenlenen 'Köklerden Ufuklara: Türk Savunma Sanayisinin Yükseliş Hikayesi' panelinde konuştu. Panele, İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi ile çok sayıda davetli katıldı. Görgün, savunma sanayinin Türkiye'nin yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda tarihsel bir yürüyüşü olduğunu kaydederek, "Bu yürüyüşte, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki direniş ruhuyla, bugünün yüksek teknoloji atılımları arasında doğrudan bir bağ vardır. 'Köklerden Ufuklara' başlığı bu bağın kurumsal karşılığıdır. Bugün artık savunma sanayi yalnızca askeri bir alan değil; ekonomik büyümenin, diplomatik etkinliğin ve stratejik gücün temel bir bileşeni haline gelmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında; yerli ve milli üretim yetkinliği, stratejik üstünlük, teknoloji temelli caydırıcılık ve küresel ölçekte rekabet edebilme kabiliyeti, savunma sanayinin ana yapı taşlarını oluşturmaktadır" dedi.
'BU DÖNÜŞÜM, ZİHİNSEL BİR DEVRİMDİR'
Görgün, bir ülkenin stratejik bağımsızlığının sınır güvenliği kadar teknolojik egemenliğiyle de doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, "Bugün geldiğimiz noktada Türk savunma sanayisi, geçmişte sadece ithal edilen sistemlerin kullanıcılığından artık kendi özgün sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir aktöre dönüşmüştür. Bu dönüşüm, teknik bir sıçramanın ötesinde zihinsel bir devrimdir. Bugün, 3 bin 500'den fazla firması ve 100 bine yaklaşan çalışanı ile 1380'in üzerinde savunma sanayi projesi yürütülmekte ve bu projeleri yerli tasarım, mühendislik ve üretim altyapısıyla şekillendirmekteyiz. Cumhurbaşkanlığımız öncülüğünde başlatılan 'Milli Teknoloji Hamlesi' doğrultusunda geliştirilen yerli sistemler sadece Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp, müttefik ülkeler için de tercih edilen çözümler haline gelmiştir. İnsansız sistemlerden elektronik harp çözümlerine, siber güvenlikten uydu teknolojilerine kadar geniş bir alanda dünyayla rekabet edebilen ürünler geliştirebilmekteyiz. Bütün bu tablo, Türkiye'nin tüketen değil, teknoloji üreten ve yönlendiren bir ülke olduğunu göstermektedir. Elbette ki bu seviyeye bir günde gelinmedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde atılan kararlı adımlar; sistematik politikalarla, nitelikli insan kaynağıyla ve ekosistem odaklı bir kalkınma yaklaşımıyla birleştiğinde, bugün örnek gösterilen başarılar doğdu. Bugün savunma sanayimizde ulaştığımız yüzde 83'lük yerlilik oranı, bu anlayışın hayata geçirilmiş halidir. Artık yalnızca teknoloji kullanan değil, teknoloji tanımı yapan bir ekosisteme sahibiz; hamdolsun. Bu başarıya ileri mühendislikten yapay zekaya, elektronik harp sistemlerinden uzay teknolojilerine kadar çok geniş bir alanda, milli çözümler üreterek ulaştık. Geliştirdiğimiz kabiliyetler, sadece ana entegratör firmalarımızda değil; KOBİ'lerden üniversitelere, araştırma merkezlerinden TEKNOPARK'lara kadar uzanan tüm bir ekosistemin ortak emeğiyle şekillenmiştir" diye konuştu.
'TÜRKİYE REKORA İMZA ATTI'
Türkiye'nin artık üretimin ötesinde, rekabetin seviyesini konuştuğunu vurgulayan Görgün, "'Üretiyor muyuz' değil, 'dünyayla nasıl rekabet ediyoruz' sorusu ön planda. Çünkü savunma sanayisinde rekabet, yalnızca ürünün teknik özellikleriyle değil; tedarik zincirinin etkinliği, sahadaki başarının sürekliliği ve stratejik esneklikle ölçülüyor. 2024 yılında savunma ve havacılık sanayi ihracatımız, NATO ve hizmet ihracatları dahil olmak üzere yüzde 29'luk bir artışla 7,1 milyar dolara ulaşarak yeni bir rekora imza attı. Bu rakam, 2024 hedefimiz olan 6,5 milyar doların yüzde 11 üzerinde gerçekleşmişti. Uluslararası iş birliği faaliyetlerimiz ve temaslarımız sayesinde, şirketlerimiz belli bir bölgeye değil, dünyanın neredeyse tamamına ihracat yapabilir hale geldi. Sadece geçtiğimiz yıl 180 farklı ülkeye ürün ihraç ettik. Savunma ve havacılık sanayimizin temmuz ayı ihracatı, 2024 yılına oranla yüzde 128,4 artışla 989,6 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocak-temmuz döneminde toplam ihracatımız ise yüzde 5,4 artışla 4,2 milyar dolara yükseldi. Bize sorulduğunda, 'Türkiye neyi başardı' diye cevabımız çok net; Türkiye, aklını stratejiye, stratejisini teknolojiye, teknolojisini ise ürüne dönüştürmeyi başardı" dedi.
'TÜRKİYE, DÜNYA GÜVENLİĞİ İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR AKTÖR'
İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi ise 'Türkiye Yüzyılı' vizyonu ve 'Milli Teknoloji Hamlesi'nin itici gücüyle İHA'lardan SİHA'lara, radar sistemlerinden milli muharip uçaklara, hava savunma sistemlerine, gemilere, su altı, su üstü platformlara, füzelere kadar her alanda üretimin devam ettiğini vurguladı. Pirinççi, "Türkiye bu sayede dünyada savunma sanayi alanında en fazla ihracat yapan 11'inci ülke konumuna yükseldi. Bu aşamaya gelinmesi de sürekli olarak atılan adımlarla, vizyoner talimatlarla gerçekleşen bir husus. Sahada ve masada etkili bir performans gösteren Türkiye hem bölgemiz hem de dünyanın güvenliği için vazgeçilmez bir aktör haline geldi. Bunu özellikle bölgemizde yaşanan gelişmelerle çok daha doğru bir şekilde görüyoruz. Bugünlerde 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle ülkemiz hem içeride hem de bölgede bu rolünü bir kez daha pekiştirmektedir. Cumhurbaşkanımızın da ifadesiyle, artık özellikle bu 'Terörsüz Türkiye' noktasında son düzlüğe varmış bulunuyoruz" diye konuştu. (DHA)