SAĞLIK

“Düzenli meyve tüketimiyle kalp damar hastalıklarından korunmak mümkün”

Uygun dozda meyve tüketiminin bireye katkılarına değinen Diyetisyen Serkan Aksoy, “Güçlü antioksidan kaynağı olan meyveleri gün içerisinde almak hücrelerin yenilenmesine, yaşlanmanın yavaşlanmasına ve ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek hipertansiyon, diyabet ve kalp- damar hastalıklarına yakalanmanın önüne geçilmesine katkı sağlayabilir” dedi.

İSÜ Liv Hospital Bahçeşehir Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Diyetisyen Serkan Aksoy, meyvenin faydaları ve meyve tüketirken nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu.

Dengeli ve yeterli beslenmenin insan hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Dyt. Aksoy, “Besin gruplarından biri olan meyvelerden asla vazgeçilmemelidir. Meyvelerin içeriğindeki mikro besin öğeleri olarak bilinen vitamin ve mineraller sayesinde bağışıklık sistemimiz güçlenir. Güçlü antioksidan kaynağı olan meyveleri gün içerisinde almak hücrelerin yenilenmesine, yaşlanmanın yavaşlanmasına ve ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek hipertansiyon, diyabet, kalp damar hastalıklarına yakalanmanın önüne geçilmesine ve kolesterolün düşürülmesine katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

TATLI İHTİYACINI AZALTIYOR

Meyvenin faydalarından bahseden Dyt. Aksoy, “Meyveler yüksek oran lif ve su içeriği ile bağırsakların çalışmasına da destek olurlar. Posa (lif), potasyum ve C vitamini içeriği açısından zengin olan meyveler bizleri hastalıklara karşı korurlar. Posa içeriği yüksek meyvelerde kabızlığın önüne geçilirken; kan biyokimyasında (tahlillerde) düşük potasyum değerinde oluşabilecek böbrek taşının önüne geçilmesi ve bağırsaklarda oluşan tıkanmaların azalması sağlanacaktır. Potasyum kan biyokimyanızda (tahlillerde) fazla ise bu durumda potasyumdan zengin meyveler (kavun, kayısı, kuru meyveler, avokado) azaltılabilir. Bunlara karar verirken mutlaka bir hekim ve diyetisyen desteği alınması çok önemlidir. Öğün öncesi ve aralarında tüketilen meyvelerin en önemli faydalarından biri de ortaya çıkabilecek tatlı ihtiyacını minimize etmeleridir” şeklinde konuştu.

ARA ÖĞÜNLERDE MEYVE TERCİH EDİLEBİLİR

Meyveleri tüketmek için en uygun zamanın ara öğünler olduğunu belirten Dyt. Aksoy, “Meyveler kahvaltıda yulaf ezmesi, yoğurt ve yağlı tohumlar ilave ederek tüketilebilir. Ana öğünlerden 1 saat önce veya ana öğünden 3,5 saat sonra tüketmek doğru olandır. En iyi zamanlama ikindi saatleri ve alternatif kahvaltı yapmak isteyenler için ise kahvaltıdır. Gün içerisinde 5 porsiyon sebze meyve tüketimi, tüm sağlık otoriteleri tarafından kabul gören bir durumdur. Bunun 2 porsiyonunun meyvelerden, 3 porsiyonunun ise sebzelerden karşılanması doğru olan yöntemdir” dedi.

BAHARDA TÜKETİLECEK MEYVELER

Dyt. Aksoy, baharda hangi meyveleri tüketebileceğimizi şöyle sıraladı:

Yeşil erik (1 porsiyonu: 10 adet): A, C ve K vitamini açısından zengin bir meyvedir. Fakat diş plaklarına zarar vermemesi adına yoğun tüketilmemesi önerilir.

Çağla (1 porsiyonu: 10 adet): B, C ve E vitaminleri; demir, magnezyum, kalsiyum, potasyum, selenyum açısından zengin bir meyvedir.

Çilek (1 porsiyonu: Küçük 12 adet): A, folik asit, C vitaminlileri ve kalsiyum, fosfor, potasyum, demir mineralleri içerir.

Vişne (1 porsiyonu: 14 adet): A ve C vitamini ayrıca çok değerli olan antosiyanin barındırarak kanser hücresini oluşumunu önlemeye yardımcıdır.

Malta eriği (1 porsiyonu: 6 adet): A, C ve B vitaminleri bakımından zengindir. Bahar döneminde gribal enfeksiyonlarda yoğun C vitamini barındırması nedeniyle önerilir.

Kiraz (1 porsiyonu: 12 adet): B, K vitaminleri ve bakır ve magnezyum minerali içerir. Ayrıca güçlü lif kaynağıdır, bu nedenden dolayı bağırsaktaki dost bakterilerin besini görevi görürler.

Avokado (1 porsiyonu: ¼ kadardır) A, C ve E vitaminlerini yüksek oranda bulundurur.

KRONİK RAHATSIZLIĞINIZ VARSA DİKKATLİ TÜKETİN

Meyve tüketmeden önce bir kronik rahatsızlığımızın olup olmadığına dikkat edilmesi gerektiğine değinen Dyt. Aksoy, şu bilgileri paylaştı:

“Diyabet hastalarının glisemik indeksi yüksek meyveleri tercih ederken yanında sert kabuklu meyve dediğimiz (ceviz, fındık, badem, fıstık gibi) önerilen miktar kadar veya protein içeriği olan besinler (yoğurt, kefir gibi) ile tüketmeleri gerekir. Böbrek hastalarında özellikle potasyum değerleri kontrol edilip kişiye özel programlama yapmak gerekir. Kabızlık yaşayan bireylere kabuklu meyve tüketmelerini, diyare (ishal) problemi olanlara ise kabuksuz meyve yemeleri önerilir.”

MEYVELER SİRKELİ SUDA YIKANMAMALI

Meyvelerin doğru yıkanmasının da önemli olduğunun altını çizen Dyt. Aksoy, “En önemlisi meyveleri doğru yıkamak ve kesme tahtası olarak da mikrobiyal yük olmaması adına sadece meyve keseceğiniz bir cam kesme tahtasını tercih etmektir. Meyvelerin üzerindeki kimyasalları yok etmek için bilinen yanlışlardan biri de sirkeli su kullanmaktır, bu uygulama sudaki asiditeyi artırdığından kimyasal kalıntıları da artırır. Bunun yerine kullanılacak en iyi yöntem meyveleri akan suyun altında yıkayıp, evde kullanılan karbonatın 2 çay kaşığı kadarını 2 litre suya koyup, 10 dakika bu suda bekletip sonrasında meyve fırçası ile akan suyla tekrar yıkamanız ve doğradıktan hemen sonra tüketmenizdir. Bu, vitamin ve mineralden maksimum faydalanmak adına son derece önemlidir.”

AŞIRI TÜKETİM VÜCUTTA FAZLA İNSÜLİN SALGILANMASINA NEDEN OLABİLİR

Fazla meyve tüketimin zararlarına dikkat çeken Dyt. Aksoy, “Günde 2-3 porsiyonun üzerinde veya akşam yemekten sonra meyve tüketmek zararlı olabilir. Erkekler ve çocuklarda günde 3 porsiyon, kadınlarda 2 porsiyon en iyi ölçümdür. Çünkü 1 porsiyon meyve 15 gr karbonhidrat içerir. Dikkat edilmezse, gün içerisinde yediğimiz diğer karbonhidrat içeriği besinler de olmasından dolayı (tahıl ürünleri, süt ürünleri, sebzeler gibi) almamız gerekenden fazla karbonhidrat alınabilir. Fazla karbonhidrat alınması (sağlıklı bireylerde 120 gr olması istenir) da vücudumuzda gereğinden fazla insülin salgılanmasına ve bu da sonuç olarak insülin direncine sebebiyet verebilir” dedi.