GÜNDEM

Tarihçi Naim Babüroğlu: Atatürk akıl, bilim ve umut demektir

Melike USLU- Hadican EROL/İSTANBUL, (DHA)- TARİHİ Hüsrev Kethüda Hamamı’ndaki 'Cumhuriyet’in Dünü, Bugünü, Yarını’ başlıklı söyleşide konuşan Tarihçi-Yazar Dr. Naim Babüroğlu, "Atatürk akıl, bilim, tam bağımsızlık, antiemperyalizm ve umut demektir. Atatürk'ün Cumhuriyet'i demek, ırk, din, mezhep ayrımı gözetmeyen bir yönetim şeklidir. En büyük devrimci de Atatürk'tür" dedi.

Beşiktaş Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103’üncü yıl dönümünde ‘Büyük Taarruz’un 103’üncü Yılı’nda Cumhuriyet’in Dünü, Bugünü, Yarını’ başlıklı bir söyleşi düzenledi. Ortaköy’deki Tarihi Hüsrev Kethüda Hamamı’nda yapılan program, Mustafa Kemal Atatürk ve şehitler için 1 dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Söyleşide Tarihçi-Yazar Naim Babüroğlu ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Erol Mütercimler, Büyük Taarruz’un tarihsel önemi ve Cumhuriyet’in geleceği üzerine değerlendirmelerde bulundu.

‘30 AĞUSTOS, ULUSAL BAĞIMSIZLIĞIMIZIN FİKRİ VE SİYASİ TEMELLERİNİ GÜÇLENDİREN BİR ZAFERDİR’

Söyleşinin açılış konuşmasını Beşiktaş Belediyesi Başkan Vekili Rasim Şişman yaptı. Şişman, “Programımızda hocalarımızın değerli bilgi birikimi ile ele alacağımız konular Cumhuriyetimizin, bugünümüz ve yarınımız için taşıdığı anlamı kavramamız açısından çok kıymetli olacak. 30 Ağustos, askeri bir başarı olmanın çok ötesinde, ulusal bağımsızlığımızın fikri ve siyasi temellerini güçlendiren bir zaferdir. Bu zafer, emperyalizme karşı verilen en güçlü cevabın ifadesi, Anadolu halkının yokluk ve kuşatma koşullarında dahi özgürlüğe tutunmasının kanıtıdır. Beşiktaş Belediyesi olarak bizler, bu mirası yaşatmak için üzerimize düşeni yapmaya kararlıyız. Çocuklarımızı ve gençlerimizi özgür düşünceyle, bilimle, sanatla buluşturmaya; büyüklerimizin güven ve huzur içinde yaşamalarını sağlamaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki Cumhuriyet, ancak bu değerlerle yaşatılırsa güçlü kalır” ifadelerini kullandı.

‘ATATÜRK AKIL, BİLİM, TAM BAĞIMSIZLIK, ANTİEMPERYALİZM VE UMUT DEMEKTİR’

Tarihçi-Yazar Dr. Naim Babüroğlu ise “Atatürk demek akıl, bilim, tam bağımsızlık, antiemperyalizm ve umut demektir. Atatürk'ün Cumhuriyet'i demek, ırk, din, mezhep ayrımı gözetmeyen bir yönetim şeklidir. Aslında halkçıdır ve en büyük devrimci de Atatürk'tür. Çünkü bütün ülkeleri birbirine bağlarsınız, karşınıza büyük bir devrimci çıkar: Kemalizm. Ben de katılıyorum hocama. Kemalizmdir o. Altı Ok, Kemalizmdir ve Cumhuriyet Halk Fırkası'na öyle girmiştir programına 1937’de. En büyük devrimci bir halkçıdır. Cumhuriyet, devrimcilik, cumhuriyetçilik ve halkçılık birbirinden ayrılmaz. Laiklik de bunlardan ayrılmaz. İkinci Cumhuriyet takımı çıktı başımıza. Gidecekler Fidel Castro’ya soracaklar. Fidel Castro, 1996 Habitat Zirvesi'nde İstanbul’a geldiğinde gençlerle yaptığı söyleşide şunu söylüyor: ‘Fidel Castro, sosyalizmin kalesi Küba’da devrim gerçekleştirdim. Ama Atatürk’ün yaptıklarını yapamaz.’ Ona ve devrimlerine hayran olun. Kendinize büyük önderler aramayın; o ikinci cumhuriyetçiler oraya gidecekler ve Atatürk’ü madalyon olarak takacaklar” diye konuştu.

‘CUMHURİYET KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR’

'Cumhuriyet’in Dünü, Bugünü, Yarını’ başlıklı bir söyleşi de konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Erol Mütercimler, “Cumhuriyet'in tanımı antik çağdan beri tektir efendim. O da şudur: Monarşit olmayan tüm siyasal rejimlere Cumhuriyet denir. Demek ki bir siyasal rejim olacak ya Cumhuriyet olacak. Ama Cumhuriyet'in laik ya da seküler olması şart değildir. İşte şimdi bizim için en önemli yanı nedir? Asıl Atatürk'ün vizyonu dediğimiz konu. Zaten tam da burada karşımıza çıkacak. Sevgili arkadaşlar, şimdi Cumhuriyet fikri Atatürk'te 1923'ün hemen öncesi, yani ‘ben zaferi kazandım, şu saltanatı yıkayım, halifeyi de Türkiye'den göndereyim, biz Cumhuriyet ilan edelim mi?’ Hayır, böyle olmadı. Bakın, ondaki Cumhuriyet fikrinin ilk, daha şekillenişi 1908 yılıdır. Nerede? 1907-1908’de aşağıda Suriye’de sürgünde. Padişahın tahta geçişiyle ilgili törenler yapılıyor. Yanında Kırşehirli Müfit vardı, arkadaşı, sınıf arkadaşı. Ona dedi ki: ‘Bir kişi soydan böyle bu makamlara geldiği için bu türlü törenle yapılması doğru değil. Cumhuriyet olmalı artık.’ Atatürk’ün kendi deyimiyle, ‘Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.’ İşte bizim Cumhuriyetimizin dünü ne diyorsanız, kuruluşu kolay olmadı. Ama en temel özelliği, laik dünya görüşünün üzerine oturtulmuş olmasıdır” dedi.