Mutlu YUCA/BOLU,(DHA)-CHP'nin Abant Gölü Milli Parkı'nda düzenlediği 'CHP TBMM Grubu Değerlendirme Toplantısı', sona erdi. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, fon soruşturmasına ilişkin, 'Biz skandala yol açan sürecin bütün yönleriyle araştırılmasını siyasi, bürokratik ve piyasa bağlantılarının hiçbir ayrım gözetilmeden ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Mağdurların mağduriyetlerinin bir an evvel giderilmesini istiyoruz' dedi.

AK Parti'li Güler: Her gün bir belediye başkanı istifa ediyor veya başka şeylerle anılıyor
AK Parti'li Güler: Her gün bir belediye başkanı istifa ediyor veya başka şeylerle anılıyor
İçeriği Görüntüle

CHP'nin Abant Gölü Milli Parkı'nda düzenlediği 'CHP TBMM Grubu Değerlendirme Toplantısı', Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun kapanış konuşması ile sona erdi. CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, toplantının ardından açıklamalarda bulundu.

'FATURASI MİLLETE ÇIKIYOR'

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, emperyalizmin biçtiği müstemleke gömleğini parçalayıp attığı, o büyük mücadelenin siyasi merkezi olduğunu vurgulayan Öztrak, 'İktidarın milletin sandıkta kendine vermediği yetkileri, hukuku araçsallaştırarak elde etmeye çalışılmasıyla görünür hale geliyor. En son Adalar Belediyesi'ndeki başkan vekilliği seçiminde, yaşanan ahlak dışı süreç, bu hukuk zorbalığının en kabul edilemez örneklerinden biridir. Hukukun siyasi mücadelede araçsallaştırılmasıyla da birleşerek ülke ekonomisine duyulan güveni hızla aşındırıyor. Bunun faturası, millete daha az iş ve daha az aş olarak çıkıyor. Malının, mülkünün güvencede olduğundan emin olamayan girişimci üretmekten, yatırım yapmaktan uzaklaşıyor. Ortalığa vurkaççılar hakim oluyor' dedi.

'HUKUK, PARAYI GİTTİĞİ YERE KADAR TAKİP ETMELİ'

Öztrak, fon soruşturmasına da değinerek 'Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizine, hükümetin ve düzenleyici-denetleyici kurumların zamanında müdahale etmemesi, bir 'vurguncu, bürokrat, siyasetçi şeytan üçgeni'ni akla getiriyor. İçeride ve dışarıda ağır bir güven bunalımına yol açıyor. Biz skandala yol açan sürecin bütün yönleriyle araştırılmasını siyasi, bürokratik ve piyasa bağlantılarının hiçbir ayrım gözetilmeden ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Mağdurların mağduriyetlerinin bir an evvel giderilmesini istiyoruz. Kurulan bu çarktan fahiş kazanç elde edenlerin, fon şirketlerinin sahiplerinin, ilişkili kişi ve şirket yöneticilerinin varlıklarına, vakit geçirmeden el konmalıdır. Vatandaşların mağduriyeti, el konulan mal varlıklarından elde edilecek gelirlerle tazmin edilmelidir. Hukuk, parayı gittiği yere kadar takip etmelidir. Bir araştırma komisyonu kurulması için verdiğimiz önergenin, Meclis açılır açılmaz kabulünü bekliyoruz. Bu komisyon tüm partilerin katkısıyla kurulmazsa, biz grubumuzda kendimiz bir komisyon kuracağız. Mağduriyetlerin giderilmesinin, küçük yatırımcının parasına çökenlerin ve buna göz yuman sorumluların hesap vermesinin sonuna kadar takipçisi olacağız' diye konuştu.

SONUÇ BİLDİRGESİNDE 'PARLAMENTER SİSTEM' VURGUSU

Öte yandan CHP TBMM Değerlendirme Toplantısı'nın sonuç bildirgesi yayımlandı. Bildirgede, Türkiye'nin parlamenter sisteme geçmesi gerektiği vurgulanarak, 'Türkiye bugün ekonomik, sosyal, hukuki ve siyasi boyutları olan ağır bir yönetim kriziyle karşı karşıyadır. Bu krizin temelinde, yürütme gücünün aşırı merkezileştiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yasama ve denetim gücünün zayıflatıldığı mevcut yönetim anlayışı bulunmaktadır. Oysa devletimizin temeli milli egemenliktir. 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' sözü yalnızca bir anayasa hükmü değil; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kadrolarımızın milletimize bıraktığı en büyük mirastır. Gazi Meclis, yürütmenin kararlarını onaylayan bir makam değil; millet iradesinin tecelli ettiği, devletin yönünün belirlendiği asli kurumdur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ortaya çıkan yetki yoğunlaşmasının vatandaşımızın ekonomik ve sosyal hayatını zorlaştıran sonuçlarını bugün açık biçimde görüyoruz. Hayat pahalılığı, işsizlik, yoksulluk, eğitim, barınma, adalet ve güven sorunları artık yalnızca ayrı ayrı politika alanları değildir. Bunlar aynı zamanda bir yönetim ve güven krizinin sonuçlarıdır. Bunun adı güçler ayrılığıdır. Bunun adı bağımsız yargıdır. Bunun adı güçlü Meclis'tir. Bunun adı güçlü devlet, güçlü demokrasi ve güçlü Türkiye'dir. Türkiye'nin ihtiyacı, yetkinin tek elde toplandığı bir yönetim değil; yetkinin millet adına kurumlar arasında dengeli biçimde paylaşıldığı, birbirini denetleyen ve birlikte çalışan güçlü bir devlet düzenidir. Bu nedenle Türkiye'nin güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmesini; TBMM'nin yasama ve denetim yetkisinin güçlendirilmesini, başbakanlık ve hükümetin Meclis karşısında sorumlu olmasını, kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesini ve bağımsız yargının güvence altına alınmasını savunuyoruz. Türkiye; üreten, istihdam yaratan, çiftçisini ve sanayicisini destekleyen, gençlerine gelecek sağlayan, emeklisini yoksulluğa mahkûm etmeyen ve kaynaklarını milletin yararına kullanan bir ekonomik düzene kavuşmalıdır. Bizim kalkınma anlayışımızın merkezinde üreten Türkiye ve güçlü sosyal devlet vardır. Türkiye'nin yeniden güven kazanması için siyasette şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat esas olmalıdır. Kamu kaynakları milletin emanetidir. Siyaset kişisel ikbalin değil, kamu hizmetinin alanıdır. Bu nedenle Siyasi Ahlak Yasası'nın bütün siyasi partilerin ortak iradesiyle çıkarılmasını; çıkar çatışmalarının önlenmesini, mal varlığı denetiminin etkinleştirilmesini ve kamu gücünün kişisel menfaat için kullanılmasının önüne geçilmesini savunuyoruz. Yargı, siyasi iktidarın değil adaletin güvencesi olmalıdır. Hukuk, siyasi kimliğe göre değişmemelidir. Dış politikada ise günlük siyasi hesapların üzerinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin milli çıkarlarını, güvenliğini ve bağımsızlığını esas alan ortak aklın esas alındığı milli bir dış politika anlayışını savunuyoruz' denildi. (DHA)

Kaynak: DHA