Cevahir TOPALOĞLU/TRABZON,(DHA)- KARADENİZ Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilgün Sayıl, Trabzon'da Karadeniz açıklarında dün meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki depreme ilişkin, 'İlimizde son yıllarda, deniz dolgu alanlarında ve alüvyonal arazilerde yapılaşmanın çoğalması, riskleri daha da artırmaktadır. Bu sebeple özellikle Trabzon'un sahil kesimde bulunan dolgu ve alüvyon alanların, deprem büyütmesine neden olabilecekleri dikkate alınarak yapı stoklarının güvenliklerinin sorgulanması gerekmektedir' dedi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, dün saat 23.15'te Trabzon'un Karadeniz açıklarında 3.8 büyüklüğünde deprem oldu. Yerin 28 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem, kısa süreli tedirginliğe neden oldu. Çevre illerden de hissedilen depremde ilk belirlemelere göre herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı bildirildi. KTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilgün Sayıl, 3.8 büyüklüğündeki depreme ilişkin, değerlendirme ve uyarılarda bulundu.
Karadeniz ve çevresinin, düşük depremselliğe sahip bir bölge olarak tanımlanmakta olduğunu belirten Sayıl, 'Bölge depremleri, sığ odaklı olup kabuksaldır. Sıkışma tektoniğinin belirgin olduğu kuzeydoğu kıyılarında, bindirme mekanizmasına sahip depremler oluşmaktadır. Karadeniz Bölgesi, çok kompleks tektonik birimleri içinde barındırmaktadır. Özellikle Kafkaslar, önemli sıkışma bölgesidir ve bölgede büyük ölçekte transform faylar, sıkışma tektoniği ve buna bağlı bindirme türü faylar etkili olmaktadır. Karadeniz'in kıyı kesimlerini ve dolayısıyla şehrimizi etkileyen doğudan batıya doğru uzanan Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) ve kuzeyden de sahile paralel uzanan Karadeniz Fayı sıralanmaktadır. Güneyde bulunan KAFZ çok aktif, Karadeniz Fayı ise yavaş hareket eden bir faydır. Magnitüdü 7.0'nin üzerinde deprem üretme potansiyeli olan KAFZ'ın, ilimize en yakın mesafesi 100-150 kilometredir. Bu fay üzerinde, bu büyüklükteki depremler meydana geldiğinde Trabzon ve çevresi, özellikle sahil kesimi gibi zayıf (gevşek) zemin özelliğindeki yerler de bu depremleri, oldukça şiddetli bir şekilde hissedecektir' dedi.
MİKROBÖLGELEME ÇALIŞMA YAPILMASI ÖNERİSİ
Deniz dolgu alanlarına dikkati çeken Prof. Dr. Sayıl, 'Karadeniz Bölgesi'nde Meydana Gelen Aletsel Dönem Deprem Aktivitesi'ne bakıldığında; 3 Eylül 1968 tarihli Bartın Depremi (6.5 büyüklüğünde) ve 23 Aralık 2012 tarihinde Karadeniz (Gürcistan) açıklarında meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki deprem; bölgenin pasif olmadığını, çok sık olmasa da deprem ürettiğini ve son yaşanan küçük depremler de aktivitenin süreceğini göstermektedir. Türkiye'nin 'Yeni Deprem Tehlike Haritası'nın oluşturulmasında kullanılan jeofizik parametrelerden olan yer çekimi ivmesi hesaplamalarına göre, Trabzon'da beklenen en büyük yer ivme değerleri ortalama 0.2g civarındadır. Bu ivme değerleri ilimizin 'Düşük Tehlike' kategorisinde olduğunu göstermektedir. Ancak yer ivmesi değeri, gevşek zeminlerde ve dolgu alanlarda çok daha fazla büyüyecek ve depremin daha şiddetli hissedilmesine neden olabilecektir. İlimizde son yıllarda, deniz dolgu alanlarında ve alüvyonal arazilerde yapılaşmanın çoğalması, riskleri daha da artırmaktadır. Bu sebeple özellikle Trabzon'un sahil kesimde bulunan dolgu ve alüvyon alanların, deprem büyütmesine neden olabilecekleri dikkate alınarak yapı stoklarının güvenliklerinin sorgulanması gerekmektedir. Yerel yönetimler tarafından mikrobölgeleme çalışmaları yapılarak depremde riskli alanların ve riskli binaların belirlenmesi, bu kapsamda kentsel dönüşüm ve güçlendirme işlemleri uygulanarak yapıların, depreme karşı güvenli hale getirilmesi sağlanmalıdır' ifadelerini kullandı. (DHA)




